Bradley Cooper etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bradley Cooper etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2013 Pazar

The Words-Çalıntı Hayat (2012)

The Words (2012) benden 8/10 puan aldı. IMDB puanı 6,9/10, Rottentomatoes puanına baktığımızda ise eleştirmenlerin %22'si, seyircilerin %50'si tarafından beğenilmiş görünüyor. Herkesin takip ettiği ve yorum yazdığı bu sitelerde çok rağbet görmezken benim tarafımdan neden bu kadar sevildiğini ve bazı insanların da çok sevebileceğini fazla uzatmadan açıklamaya çalışacağım. 

Benim gözümde The Words filmi aslında insanların başarılı olma isteği ve bazı karakter yapılarının bu istekle mantıklı bir şekilde başa çıkamayıp hırs ve sabırsızlık nedeniyle kısa yoldan başarıyı yakalama, ünlü olma, para kazanma arzusunun sonuçlarını renkli ve çok hoş bir anlatımla gözler önüne seriyor. 

Birbiriyle ilişkili ama çok farklı zamanlarda yaşayan biri genç diğeri yaşlı iki farklı erkek yazarın hikayesini ve  filmin başrolünde diyebileceğimiz "kitabın" içindeki karakterlerin hikayesini de çok başarılı oyuncular ve hiç kafa karıştırmayan geçişlerle film bize gösteriyor. Bahsettiğim hoş anlatım da tam anlamıyla bu. Hem erkek (Bradley Cooper, Jeremy Irons, Dennis Quaid, Ben Barnes, J.K.Simmons), hem de kadın oyuncular (Zoe Saldana, Olivia Wilde, Nora Arnezeder) bir bir özenle seçilmiş. Özellikle kadın oyuncuların hepsi rolleriyle bütünleşmiş doğal güzelliğe sahipler bunlardan özellikle vurgulamak istediğim ülkemizde pek fazla tanınmayan Nora Arnezeder'i (Safe House-2012) bir "güzel kadın dostu" olarak hayranlıkla izlediğimi söyleyebilirim. 

Filmden beğendiğim replikler;

The Old Man (Jeremy Irons): We all make our choices in life, the hard thing to do is live with them.

Mr.Jansen (J.K.Simmons): Another part of being a man, no matter how painful it might be, is accepting your own limitations.

Rory Jansen (Bradley Cooper): I'm not who I thought I was, okay? I'm not. And I'm terrified that I never will be.


Yazımın sonuna gelirken başarıyla ilgili söylenmiş ve hoşuma giden birkaç sözü hatırlatmak isterim; 

“Success is not final, failure is not fatal: it is the courage to continue that counts.” Winston Churchill

Bir de esprili bakış komedyen W.C Fields'dan;

“If at first you don't succeed, try, try again. Then quit. No use being a damn fool about it.” W.C Fields





















29 Temmuz 2013 Pazartesi

The Place Beyond the Pines-Babadan Oğula (2013)

The Place Beyond The Pines (2013) benden 7,5/10 puan aldı. Filmin ilk yarısı Ryan Gosling'in canlandırdığı meteliksiz, serseri, motorsiklet sürücüsü Luke karakterinin Romina (Eva Mendes) ile tek gecelik ilişkisi sonucu kendinden habersiz dünyaya gelmiş oğluna iyi bir baba olma çabalarını izliyoruz. Ryan Gosling'in her zamanki gibi hem nefret edilmesi-hem de sevilmesi zor olan, uçlarda gezinen karakterleri çok başarılı bir şekilde canlandırdığını biliyoruz. Bu filmde de kendinden bekleneni fazlasıyla vermiş. Film başladıktan yaklaşık bir saat sonra "peki ama Bradley Cooper nerede" diye düşünürken karşımıza polis memuru Avery rolünde çıkan Cooper da çoğu rolünde olduğu gibi "iki arada bir derede kalan kafası karışık  adam rolü"nün (Bkz:Silver Linings Playbook, The Words, Hangover) üstesinden yine başarıyla gelmiş. Filmin janrı kesinlikle dram, aslında gerçekten çok can sıkıcı, moral bozucu hayatlar izlememize rağmen, çok bunaltmıyor, üzmüyor, daha çok merak uyandırıyor. Eva Mendes'e çok bayılmamakla beraber bazı filmlerde çok rahatsız edici dahi bulabilirken bu filmde varlığından olumlu ya da olumsuz fazla etkilenmediğimi söyleyebilirim. Yönetmen daha önce depresif Blue Valentine (2010) filminde yine Ryan Gosling'le birlikte çalışmış olan Derek Cianfrance bu filmde de senaryo yazımında yer almış. Çok enteresan geçişleri olan, odak noktasını sürekli değiştiren dinamik bir dram yaratmış. Bu güzel yaz havalarında dram izlemek çok ilgi çekici gelmeyebilir ama özellikle Gosling ve Cooper hayranlarına tavsiye edilir. Bence pişman olmazsınız. İyi seyirler...